PREMENSTRUEL SENDROM

PREMENSTRUEL SENDROM (ADET ÖNCESİ GERGİNLİK)
Adet öncesi gerginlik, premenstruel Sendrom (PMS) kadınlarda adet öncesi dönemde adetten yaklaşık 1 hafta önce başlayan ruhsal ya da fiziksel bir takım sıkıntılara ve gerginliklere verilen isimdir. Bu belirtiler genellikle adetin başlamasına 1 hafta kala ortaya çıkar ve adet görülmesiyle birlikte sıkıntılar azalır ve birkaç günde kaybolur.

PMS üreme çağındaki kadınlarda gözükse de; çok ender olarak ergenlik döneminden önce ve menapozda da görülebilir. Sıklıkla 30-45 yaş arası kadınlarda görülür.

Nedeni tam olarak bilinmemektedir. Serotonin azlığı ile ilgili olabileceği düşünülmektedir. Premenstrüel sendrom gelişmesi için kadının adet görmesi veya rahminin olması şart değildir, rahmi ameliyatla alınmış (histerekromize) ancak yumurtalıkları bırakılmış kadınlarda da PMS gelişebilmektedir.

Şikayetlerin adet peryodunun ikinci döneminde yani adetten 1-2 hafta önce başlaması, adetten hemen önce şiddetlenm

GENETİK HASTALIKLAR

HAMİLELİKTE(GEBELİKTE) GENETİK DANIŞMANLIK
GENETİK DANIŞMANLIK, GENETİK HASTALIKLAR

Genetik danışmanlık kalıtsal veya genetik hastalıklardan etkilenme riski olan veya etkilenmiş olan kişileri bilgilendirme ve karar vermelerine yardımcı olma amaçlı yapılan danışmanlık hizmetidir.

Anne ve baba adayları için genetik danışmanlık gerektiren durumlar:
– Anne yaşının 35’ten, bana yaşının 45’ten büyük olması
– Anne veya babadan birisinde kromozomal anomali olması
– Daha önceki çocuklarda veya yakın akrabalarda doğumsal anomali, zeka geriliği, genetik hastalık olması
– Anne veya babadan en az birisinde otozomal dominant veya x’e bağllı genetik hastalıklarla ilgili heterozigosite saptanması
– Teratojen maddelere maruziyet (Bebekte anomalilere neden olabilecek maddeler)
– 3 veya daha fazla kere düşük yapanlar
– Daha önce ölü bebek doğuranlar
– Akraba evliliği

KORDON KANI SAKLANMASI

KORDON KANI SAKLANMASI VE KÖK HÜCRE TEDAVİSİ
Bebeğin göbek kordonu plasenta (bebeğin eşi) aracılığıyla anne ve bebek arasında kan yani besin ve oksijen alış verişini sağlar. Doğumdan sonra bebeğin göbek kordonu kesilir ve göbek kordonunun kalan kısmı ile plasenta dışarıya kendiliğinden yarım saat içerisinde atılır. Bebeğin göbek kordonu kesildiken sonra kordon içerisinde kalan kana kordon kanı diyoruz, bu kanı özel yöntemlerle alıp saklama işlemine de “kordon kanı saklanması” yada “kordon kanı bankacılığı” diyoruz.

Kordon kanı kök hücre açısından oldukça zengindir. Kök hücreler insan vücudunda bulunan her türlü hücreye dönüşebilen ana hücrelerdir. Bu kök hücreler en çok bebeklikte bulunur ve yaş ilerledikçe sayısı azalır. Kök hücreler elbette sadece göbek kordonunda bulunmaz, bunun dışında kemik iliğinden ve damarlardaki kandan da elde edilerek çeşitli hastalıkların tedavisinde yıllardır kullanılmaktadır. Fakat en kolay ve fazla alınabileceği yer göbek kordonudur.

Bazı araştırmacılar sadece ailelerinde kemik iliği nakli gerektirebilecek hastalık öyküsü bulunan çiftlerin bebeklerinde bu uygulamanın yapılmasını savunmaktadırlar. Diğer bazı araştırmacılar ise kök hücre çalışmalarındaki hızlı gelişimi göz önünde bulundurarak herkesin bu alternatifi kullanmalarını önermektediler. İleride elde var olan kök hücrelerden yararlanılarak laboratuvar ortamında bunların farklı şekillerde kullanılabileceği olasılığı bu tür bir yaklaşımı desteklemektedir.